Merhaba arkadaşlar ;

Virüs , pandemi derken uzun bir aradan sonra biraz ürkerek bile olsa çok sevdiğimiz denizlere döndük . Tabii bizim gibi yurtdışında faaliyet gösteren eğitmenler için durum hala biraz karışık . Bugün size yaklaşık 2 yıl önce yaptığımız bir KızılDeniz dalış organizasyonundan bahsetmek istiyorum. Bu yazıyı organizasyondan biraz ayrı tutup daha çok Kızıldenizden ve günümüzde sıkça gündemde olan Akdenizin Kızıllaşmasından bahsedicem . Tabiki bu Rusların sıcak denizlere inme politikası değil Akdenize Kızıldenizden gelen göçmen türler hakkında olacak .

Kızıldeniz ya da Arapça adı ile Al Bahr Al Ahmar . Afrika ile Asya arasında daha çok Arap yarımadası arasına kalan denizin adı .1869 yılında doğal olmayan yollarla açılan Süveyş Kanalının açılması ile Akdenize bağlanmıştır.İsminin nereden geldiği konusunda bir kaç farklı iddia var. Bunun bilimsel olanı mevsimlik gerçekleşen alg patlamaları sonucunda denizin renginin kızıllaşması ve adının burdan geldiği . Bir diğer iddia ise Tevratta Kızıldenizin Yam Suf yani Sazlıklar Denizi olarak geçmesi . Ingilizce tercümesi ile Sea of Reeds ve burdan RedSea yani Kızıldenize evrilmesi .

Bizim kızıldeniz hikayemiz ise uzun zamandır istediğimiz bir seyahatti  . Bize bu gücü verende  BeeDivers Diving ailesinin tecrübeli dalgıçları oldu . Birkaç eğitmen arkadaşımız ile güçlerimizi birleştirip organizasyonu planlamaya başladık.Bu süreçte bizi en çok yoran Mısır Vizesi almak oldu. Politik sebeplerle vize işlemleri gerçekten çok zordu hatta vizesi zamanında çıkmayan veya vize alamayan arkadaşlarımız oldu.Bütün bu işlemlerin sonunda bir cumartesi akşamı sessizce ama çok heyecanlı olarak yola çıktık. Mısır`a gece çok geç saatlerde vardık ve sabah dalışlarımız için hemen dinlenmeye başladık.

Kızıldeniz için dalgıçların Kabesi desem abartmış olmam sanırım . Düşünün ki toprağın üzerinde kumdan başka hiç birşey yok . Fakat kafanızı suyun altına soktuğunuzda inanılmaz bir güzellik ile karşılaşıyorsunuz . Kızıldeniz 200 den fazla mercan türünü barındırıyor. 1200 tane kemikli balık türü ve bu türlerin 120 çeşidi sadece Kızıldeniz de görebileceğiniz türler. Büyük yaşam formlarınan tutun da ufak macro yaşama , deniz tavşanlarına kadar herşeyi görmeniz mümkün.

Yukarıda gördüğünüz balık bir Kızıldeniz Anemone Balığı. 30m derinliğe kadar olan sularda rahatça yaşayabiliyorlar ve boyları 14cm kadar ulaşıyor.Resifleri bazı anemonları kendilerine ev olarak seçerler ve orada yaşarlar. Bu birçok farklı anemon balığı türünden sadece bir tanesine örnek.

Kızıldenizde özellikle Kuzey bölgelerinde 44 farklı türde köpekbalığı türü bulunuyor.Bunun yanında Yunus , Ray , deniz kaplumbağaları , dev müren türleri ve dahaları .

Bugünkü Kızıldeniz mercanlarının yaklaşık olarak 5000 ile 7000 yıl öncesinde oluştuğu tahmin ediliyor. Kızıldenizin tarihi ve ilk yaşam formlarının oluşumu çok daha eskilere dayanıyor.Bu mercan resifleri birçok farklı formda yaşama ev sahipliği yapıyor .Sadece yukarıdaki rengarenk fotoğrafta bile onlarca faklı mercan türü ve binlerce hatta daha fazla her boydan canlı türü bulunmakta ve uyum içinde kazan kazan ilkesine dayanarak yaşamakta.Çoğu zaman sünger deyip geçeriz ama Dünyada 15.000 farklı türdü sünger çeşidi bulunuyor ve bazılarının 450milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor.

Cnıdarians denilen içine bazı omurgasız canlıların , deniz analarının  ve bazı anemon türlerini alan grup. Dünyamızda 9000 farklı çeşidi olduğu tahmin ediliyor ve ataları 550milyon yıl öncelere kadar gidiyor.Kızıldeniz bu şekildeki bir çok türe ev sahipliği yapıyor.

Kızıldenizin su sıcaklığı kısmen Akdenize yakın . Yazın 30 derecelere kadar yükselirken kışın 20 dereceye kadar iniyor. Yani eğer keyif için dalıyorsanız fena değil ama eğer profesyonel anlamda çalışmak için gidiyorsanız bence bir kuru elbise sahibi olmanızda fayda var. Karaya adım attığınızdaki sıcaktan hiç bahsetmiyorum bile .

Dünyanın en tuzlu sularından biri bunun sebebide Kızıldenizi besleyen büyük nehir , ırmak vs olmaması ve sıcaklıktan kaynaklı buharlaşmanın fazla olması. Tuzluluk oranı binde 44 . Kıyaslama açısından örnek verirsek . Akdenizin tuzluluk oranı binde 38 , Karadenizin ise binde 18. Marmara alt üst akıntılarından dolayı biraz farklı ama üst kısımlar binde 23 alt kısımlarda ise binde 36lar civarında.Yani Kızıldeniz çevremizdeki bütün sulardan daha tuzlu.

İnsan faaliyetleri sonucu diğer bölgelerde olduğu gibi Kızıldeniz de risk altında. Mısır hükümeti bu riski 1980 lerde farkedip bir koruma örgütü kuruyor. Ilk adım olarak 1983 yılında Ras Mohammed Milli parkı koruma altına alınıyor . Yanlış hatırlamıyorsam dalışa giderkende 5dolar gibi bir parka giriş ücreti alınıyor.Ardından başka bölgelerde sırası ile koruma altına alınmış.Bozulmanın başlıca sebeplerinden biri olarak sırf turist gelsinde turizm gelişsinde gerisini boşver mantığı ile plansız programsız kıyılara yerleşen dev oteller . Bu sadece Mısır için değil Suudi Arabistan içinde geçerli. Yani sorun fakir ülke olmak değil sorun çok daha ciddi … !! Hoşuma giden uygulamalar arasına teknelerin demir atmaması vardı . Bu şekilde demir atarak dip yapısına zarar vermekten büyük ölçüde kaçınılmış olunuyor . Ama biz mercanlara değil kuma demir atıyoruz diyen güzel arkadaşıma hatırlatma kum deniz tabanında yaşayan 1milyon üzerinde canlı bulunuyor.

Bir süredir gündemimiz olan bir konuda Kızıldenizden Doğu Akdenize ordan da yavaş yavaş Batı Akdenize doğru gelen göçmen türler.Daha yeni yeni bu konuyu gündeme alsakta Akdenize ait sandığımız birçok türün aslında kızıldenz göçmeni türler olduğunu öğrendik.Bugün Akdenizdeki çeşitliliğin yüzde6 sını göçmen türler oluşturuyor.Bu türlerin Akdenize en kolay giriş yapma yolu ise insan eli ile açılmış olan Süveyş kanalı . Hem tuzluluk oranı hem su sıcaklığı ile kızıldenize yakın olan Doğu Akdeniz kıyılarına gelen türler bir süre burada uyum sağlayıp orta akdenize doğru göçlerine devam ediyorlar . Bu türler zamanla kulağa hoş gelen bir şekilde Akdenizi tropikleştirse de gerçekte halihazırda bulunan ekosisteme zarar da verebiliyor . Bazı görüşler bunun doğal olduğunu ve zamanla ekosistemin dengesini kuracağını söylesede benim şahsi görüşüm doğal olmayan yollarla açılan kanaldan gelen türlerle uzaktan izleyerek doğal dengenin kurulmasını beklemek biraz zor . Tabi ben bilim adamı değilim bu sadece okuduklarımdan çıkardıklarım . Ayrıca göç sadece kanaldan değil yük gemileri ile de olabiliyor . Sadece Süveyş kanalınıda suçlamamak lazım .

Aslında bu göçmen türler tartışmaları birkaç tür üzerinden ilerliyor .Bunlarda yukarıda gördüğünüz Arslan balığı ve Balon balığı . Zehirli olmaları ve çok hızlı adapte olup çok hızlı çoğalmaları bu türleri ön plana çıkardı . Kaş ta ilk arslan balığı gördüğümüz 5 yıl önce baya bir şaşırmıştık ama kışın 16 derecelere kadar su sıcaklığına dayanabileceğine pek ihtimal vermemiştik.Bugün aslan balığını hemen her dalışta gruplar halinde ve farklı boylarda görmeniz mümkün . Yurtışında bazı noktalarda bu canlıları avlamak serbest fakat ben dalış teknelerine zıpkın alınmasının çok riskli sonuçlara ve suistimallere yol açacağını düşünüyorum . Bunun yerine ticari değerini arttırıp restaurantlarda menülere eklenebilir ki bugünlerde bu yapılıyor . Bazı organizasyonlar balıkçıları ve yerel restaurantları bu konularda bilinçlendirip bu canlıların ticari değerini arttırmaya yönelik çalışmalar yapıyor . Bu canlıların doğal düşmanlarının olmadığı bölgelerde doğal düşman yaratmaya çalışıyorlar . Mesela Orfozları arslan balığı ile beslemek gibi .

Maalesef üzülerek söylüyorum ki bence insan dünyanın kanseri . Çevremizde bu kadar doğal güzellik varken ve doğa yaşamak için , kendini korumak için bu kadar çaba verirken biz inatla yok etmeye çalışıyoruz . Eskiden ahtapotlar yuvalarını buldukları taşlarla kabuklarla çevrelerken artık çöplerle yapıyorlar çünkü bazı bölgelerde kabuktan çok çöp var. Hala canlıları kendi keyfimiz için kafeslere kapatıp sergiliyoruz , havuzlarda şova zorluyoruz . Ama hala geç değil … yani umarım değil ..

Teşekkür ederim okuduğunuz için. Bu yazıdaki verileri bir kaç farklı kaynaktan bir süredir yaptığım okumalar sonucu çıkardım . Referansları aşağıda yazıyorum bu konu hakkında araştırmak isterseniz bir sürü farklı kaynaklarda bulmanız mümkün .

Görüşmek Üzere

Referanslar :

Coral Reef Red Sea    EWALD LIESKE and ROBERT F MYERS

RedSea in The Med  MURAT DRAMAN

Western Arabia and the Red Sea   Naval Intellıgant Dıvısıon

Divemagazine.co.uk

How to RedSea Got Its Name  INT HYDROGROPHICS ORGANİZASION

 

 

 

 

 

Yazar

Yorum Yaz

Pin It