Başlığa takılmayın canım o kadar da ıssız değil … Yaşayan bir 45 kişi vardık sonuçta 🙂

Aslında bütün yazının özünü size şu şekilde açıklayabilirim.Eğer Bahama`da bir adada dalış eğitmeni iseniz sabah gözlerinizi açtığınızda göreceğiniz ilk şey kendi yansıması ile kavga eden bir tavus kuşu ve ikinci göreceğiniz şey ise sabahın ilk ışıklarında son avlarını yapmak için kıyılara kadar gelmiş olan köpek balıkları olacaktır .

Bahamalar ; adını çokça duyduğumuz Karayipleriz en zengin ülkesi.700 Adadan ve 2000e yakın kardak kayalıkları benzeri kaya ve adacıktan oluşan bir ülke.Kelime anlamı Ispanyolca olan Bajamar dan gelmektedir . Sığı Su demek . Çünkü gel git zamanlarında sular çekildiği zaman yakın adalar arası yürüyerek gidebileceğiniz kadar sığılaşan sulardan bahsediyorum.Zamanında bu sığı sular birçok sömürgeci ülkenin başına bela olmuş . Bu denizleri iyi tanıyan korsanların gel-git olayını lehlerine kullanmayı öğrenmesiyle donanmalara ciddi sıkıntılar yaşatmışlar . Bu korsanlardan en ünlüsüde Kara Sakal lakaplı korsan . Hatta bizim adanın içlerine doğru sembolik bir mezarı bile vardı.

Bahamalar 1492 yılında Christopher Colombus tarafından keşfedilmiş ve çok sığı olmasından dolayı bu isim ile anılmaya başlanmış . Diğer Karayip ülkeleri gibi uzunca bir süre köle ticareti için kullanılmış bu adalar taki 1973 yılında bağımsızlıklarını kazana kadar . Her ne kadar bağımsız olsalarda bugün Amerikanın arka bahçesi durumundalar.Güney Amerikadan gelen uyuşturucu önce Bahamaya burdan da Floridanaklediyormuş.Hatta bizim adanın hemen karşısındaki adada Pablo Escobara ait bir ev vardı .Bugün Amerika pek göz açtırmasa da hala bu ticaret birşekilde yapılıyormuş

Peki biz nasıl geldik buraya. Royal Caribbean şirketi ile ilk kontrat yaptığımızda bize gemide mi yoksa adada mı olmak isteriz diye sordular.O zaman öğrendik ki şirketin biri Bahamada biri Haitide olmak üzere iki tane adası var.O tarihte gemideki eğitmen kadroları dolu olduğu için ve Bahamada sezon yükselişe geçtiği için bizi Berry Adalar grubunda yer alan Great Harbour Cay adası merkezli Little Stirrup Cay adasına yerleştirdiler.

 

Buraya ulaşım için en kolay yol Amerika üzerinden gelmek . Miamiden uzaklık sadece 30dk . Fakat önce Great Harbour adasına uçmanız gerekiyor ordan da eğer gel git koşulları uygunsa ufak bir tekne ile adaya gelebiliyorsunuz. Biz ilk geldiğimizde 18`i dalış eğitmeni olmak üzere yaklaşık 40-45 kişi yaşıyordu adada.

Adada market , kuaför , cafe vs gibi imkanlar maalesef yok. Eğer şampuanınız bittiyse iki yol ile tedarik edebilirsiniz. Bir tanesi bir JetSkii ile Great Harboura gidip bakkaldan satın almak . Bir diğeride amazondan şampuan siparişi verip , siparişte adaya gelmeyeceği için yine bir jetskii ile Great Harbour`diğer tarafında bulunan kebapçıdan bozma havalimanına gidip kargonuzu kendiniz almak.Tabi herzaman mümkün olmuyor çünkü bahamalarda hava sert olduğu zaman gerçekten denize adım atmak istemeyeceğiniz kadar sert olabiliyor.Bizim kışın 1 hafta hatta 10 gün arka arkaya dalışları iptal etmek zorunda kaldığımız zamanlar oldu.Ama her fırtına sonrası mutlaka gökkuşağımız da oldu ..

 

Bu sisteme alışmak biraz zaman alsada ekip arkadaşlarımız alışma sürecini yardımlarıyla baya bir hızlandırdı.Dalış sonraları veya boş günlerimizde yaptığımız sosyal faaliyetler hep outdoor üzerine oldu.Mesela boş günlerimizde sıkılırsak farklı birşey yapalım deyip dalış yapıyorduk. Bunların dışında voleybol bir ara en büyük eğlencemiz oldu diyebilirim. Bazen kayak yaparak adayı dönüyorduk . Adayı dönmekten kastım koşarak 15dk da falan bütün adayı dönersiniz zaten . Dalış ekibimiz dünyanın heryerinden farklı tecrübelere sahip çok keyifli bir ekipti . Adada fırsat buldukça eğer karşı adaya kasaba gitmeye üşenmezsek mangal partileri yapıyorduk .Bu arada bu adada şampuan bulamazsınız ama alkol bulabilirsiniz . Restaurantlar için gelen siparişlerden veya depodan belirli saatlerde içecek temin edebilirsiniz . Hal böyle olunca … Napalım su vardı da biz mi içmedik :))

Eğer bu kadar ufak bir toplulukla yaşıyorsanız saygı çok önemli . Herkesin kişisel alanına , inancına – inanmamasına , görüşüne , rengine saygı duymak zorundasınız. Bu sadede ufak topluluklar için değil Dünyanın heryerinde herkes için geçerli bir kural.Barış ve kardeşlik ancak bu şekilde kurulur . Mesela yukarıda gördüğünüz herkesle bu şekilde kardeşliğim hala devam ediyor .

Bahamalar tropical bir iklime sahip fakat yüksek nem oranları sizi boğmuyor . Çok sıcak olmasına rağmen rahat nefes alabiliyorsunuz . Eylül -Kasım arası Kasırga sezonu karayipler için ve kuzeyde soğumaya başlayan havayı aşağılara taşımaya başlıyor . Tam bir kış havası olmasa sabah ve akşamları hava serinliyor. Ağustos ve Eylül zamanında serseri mayın gibi dolaşan bir sürü ufak hava sistemleri oluşuyor . Karşıdan baktığınızda bir karartı şeklinde size doğru yaklaşan bir bulut kütlesi düşünün . Eğer bulunduğunuz adayı vurursa 10dk ile max 20 dk arasında çok sert yağış ve rüzgar ardındanda hiçbirşey olmamış gibi bir gökkuşağı ve güneş .O yüzden çantanız da sürekli bir yağmurluk bulundurmanız da fayda var.

Kışa girdiğimiz şu günlerde belki kızacaksınız ama  artık tropical iklime alıştığımızdan mı yoksa kalın giymeyi özlediğimizden mi bilinmez bazen uzun kollularla ve polarlarla bile dolaşıyorduk.Ama o tatlı sabah serinliğinde sabah kahvesi başka oluyor. Çok kahve içen biri olarak her zaman dalış merkezine ilk gidip kahveyi yapan ve en taze haliyle içen ben olurdum.O sebeple adada  4 ay sonra ikinci gidişimde adada halan kalan ekip arkadaşlarım beni iskelede sıcak kahve ile karşılamışlardı.

Dalış ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım çünkü o başlı başına bir efsane fakat size ofisimizi göstermek isterim.Yukarıda dalış merkezimizin ofisi . Yanında malzeme yıkama istasyonu ve ekipman odası var. Burda bazı eğitmenlerin dalış dışı sorumlulukları da oluyor . Ben bunlardan biriydim ve görevim acil durumlar için bütün ilkyardım çantalarını haftalık kontrol etmek  eğer eksik ilaç vs varsa şirket doktorlarından sipariş verip eksikleri tamamlamak.Ayrıca bütün oksijen tüpleri ve kalp masajı durumu için AED cihazlarının kontol sorumluluğuda bendeydi . Bu bana biraz ayrıcalık getiriyordu mesela dalış yapmak istemezsem işim var deyip yapmayabiliyordum . Ama bir zaman sonra adada yapacak faaliyet kalmadığı için bunu yapmıyordum hatta ne zaman işim var desem boşta oturan herkes gönüllü olarak yardım etmek istiyordu.

 

 

Yukarıda mütevazi tıp merkezimiz.. Maalesef adada sabit duran bir sağlık personelimiz yoktu . Acil olan birkaç durumda hemen karşı adadaki bundan biraz daha büyük olan sağlık merkezine tekne ile gidiyorduk . Fakat orasıda çok yeterli değildi.Hatta sara krizi geçiren bir asistanımızı gece yarısı götürmek istediğimizde doktor oksijen tüpüm yok sizdekilerden getirirseniz iyi olur demişti.

Adaya haftalık gemiden gelen doktorlarda ortalıkta biraz kendini gösterip öğlene doğru çiçekli gömlekleri ile arazi oldukları için bu ada hasta olmak için uygun bir yer değil.Sanırım artık sabit bir hemşireleri varmış.

Karşı adamızdaki yüzen domuzlar ve adanın heryerinde olan hatta adanın gerçek sahipleri , iguana ların baş belası martılar. Hayatımdaki ilk defa ağaç üzerine kul gibi uyuyan yaban tavukları gördüm.Sabahın ilk ışıkları ile dallardan sırası ile atlayıp tavuk önce civcivler arkada yola koyuluyorlardı.

Eğer patikalarda yürüyüş yapmayı seviyorsanız cok değişik ve güzel türlerde görmeniz mümkün.

Ve son olarak gün batımları . 10 ay kaldığımız bu ada bizi hiç yanıltmadan hemen hergün inanılmaz günbatımları bıraktı hafızamızda.Ada ufak olunca hemen yerden izleme imkanı olan bu manzarayı farklılık olsun diye herseferinde farklı bir noktadan izlemeye çalışıyorduk .Zamanlama çok önemli çünkü ekvatoral kuşakta çizgisel hız fazla olduğu için gün çok hızlı doğup batıyor . Bu sebeple akşama doğru elinde kadehlerle sağdan sola koşturan insanlar görmek çok normaldi bizim için

Şimdi birçoğunuz belki de bu adada bir hayat geçer diye düşünüyor ama öyle değil.Emin olun birkaç ay sonra özellikle fırtına zamanları sessizlikte yavaş yavaş sıkılmaya başlıyorsunuz . Sıkıntıdan patlamak değil bahsettiğim ama hergün belirli bir rutini yaşamak durumda kalıyorsunuz , ilk başlarda sizi çok şaşırtan durumlar artık hayatın bir parçası oluyor. Bakkala jetskii ile gitmek çok keyifli gibi gözüksede 2 ay sonra üşenmeye başlıyorsunuz .Ama yinede çok güzel bir tecrübe oldu bizim için .Sizi Mıchael Jackson ile tanıştırayım ;

Adının Mıchael Jackson olmasının sebebi vücudu ve beynini saran kurtlardan dolayı düz yürüyememesiydi.Çenesi yamuk olduğu için yemek yemekte ve kendisini temizlemekte çok zorlanıyordu.Ekipçe herşeyi denedik . Yemeğini özel hazırladık her akşam aslında herkes kendi karnını doyurmadan önce Mıchael için birşeyler hazırlayıp sofraya öyle oturuyordu.Ama sanırım en derin bağıda biz kurduk . Sonra durumu gittikçe kötüleşti.Bizde adanın şirketteki sorumlusu ile iletişime geçip durumu anlattık . Çok fırtınalı bir gündü ama 2 saat içerisinde bizi karşı adaya götürecek bir tekne ve veteriner ayarladılar . Zor bir yolculuktan sonra veterinere vardık ama çok geç kalmıştık . Sonra Mıchael Jackson`ı geri getirip hiç ayrılmadığı 5m karelik alanına son evini yazdık . Bu arkadaşı anmadan yazıyı bitirmek istemedim çünkü gördüğüm en güçlü , pes etmek bilmeyen canlılardan biriydi …

Kendinize çok iyi bakın … Bahamaların sualtı güzellikleri ile ilgili yazıda görüşmek üzere

Yorum Yaz

Pin It