Tekrardan Merhaba ;

Umarım güzel bir gün geçiriyorsunuzdur.İlk yazımda Palau’dan bahsetmiştim.Gezi Yazıları başlığı altında bulabilirsiniz.Bu gün yine Palau’dan konuşucam fakat bu sefer sualtı güzellikleri hakkında . Palau’da çalıştığım süre boyunca çok çok güzel dalışlar yaptım.Hergün kendimi yeni bir belgeselin içinde buldum o yüzden bunları sözcüklerle anlatmak yerine elimden geldiğimce arşivimden seçtiğim fotoğrafları bu yazıya ekleyip yorumu size bırakacağım.

Palau bütün bir yıl boyunca dalışa müsait bir nokta.Okyanus sıcaklığı yıl boyunca 27-30C arasında değişiyor yani yeterince sıcak . Bir çok dalıcı elbiseye ihtiyaç bile duymuyor.Ben en azından 1mm bile olsa kullanılmasını tavsiye ediyorum.Tropikal yağmurlar yılın her günü her an başlayabilir bunu yanında Temmuz – Ekim arası Yağmur sezonu . Yani sezonun biraz daha düşük olduğu , fiyatların aynı oranda biraz daha düşük olduğu zaman.

Dalış noktalarının hemen hemen hepsi sürat botu ile 45dk-60dk mesafe uzaklıkta . Bütün dalış merkezleri lokal ve bölgeyi iyi tanıyan kaptanlarla çalışıyor çünkü okyanusta herşey çok hızlı değişiyor.Gel-Git etkisiyle resifler su yüzüne çıkıp tehlike yaratabiliyor.Bu sebeple kaptanlar gelgit saatlerine göre rotalarını değiştiriyor. Fakat dalış noktasına vardığınızda sizi bekleyen şey ; 30-50m arasında inanılmaz bir görüş mesafesi , 600m derinliğe varan mercanlarla kaplı resif duvarları , Sayılamayacak kadar kalabalık balık sürüleri , İkinci Dünya Savaşından kalan batıklar , saatlerce izlemekten sıkılmayacağınız makro yaşam ve korkunç güzel bir renk çümbüşü !!

Palau’da bugüne kadar 1400 farklı türde balık bulunmuş ve bu türlerin %1 i sadece Palau’ya özgü endemik türler.Tabi bu güzelliklerini komşularına borçlu . Filipinlere sadece 650 km uzaklıkta ve Güneydoğu Asya’ya ait türleri de resiflerinde barındırıyor.

Palau’da dalış sektörü genellikle Asya’lı dalış merkezlerinin elinde . Konumu gereği çok fazla Japon , Çin ve Güney Koreli turist ağırladığı için çok miktarda Asyalı Dalış Merkezi görmek mümkün. Bunun yanında Lokal , Amerika ve Avrupa üzerinden reklamlarını yürüten dalış merkezleri de mevcut . Bizim dalış merkezimiz de Amerikan – Güney Kore ortaklığındaki bir işletmeydi.

Palau’ya gece saat 03:00 gibi vardığımızda yorgunluktan ölmek üzereydim . Dalış merkezinin ortaklarından biri transfer aracı ile bizi karşılamaya gelmişti ve aynı uçakta gelen bir kaç dalıcıyı da.

Ortağın adı Romeo idi . Gerçek adı değil ama kendisini çok romantik biri olarak gördüğü için öyle bir lakap takılmış üstüne . Gecenin üçünde ben nasıl bir ev verdiler acaba diye düşünürken Romeo’nun arkada oturan üç erkeği gösterip yarından sonraki kursiyerin demesini pek ciddiye almamıştım.Heralde bir adaptasyon süreci olur dimi ? Olmadı 🙂

Dalış Operasyonun iki farklı şekilde yürütüyorduk . Deneme Dalışı ( Sertifikalı Dalgıç Olmayan fakat dalışı Tecrübe Etmek İsteyenler için ) ve Kurslar için bizim eve yürüyerek 5 dk mesafede olan ve iki dalış merkezi ile paylaştığımız bir plajımız vardı .Eğer o gün sadece kurs vs yapıcaksam evde dalış elbisemi giyip öyle plaja gidiyordum 🙂 İlk Kurslarımı da burada yapmıştım. Fotoğraf biraz kötü çünkü o zaman GoPro’m yoktu GoMuro vardı elimde .. 🙂 Asistan ekibimiz bir hayli kalabalıktı . Biz akşamdan gereken malzemleri ve programımızı ekibe bildiriyorduk onlar sabah bütün ekipmanlar ve gerekli malzemeler ile plaja geliyordu.Bu plajda kurs yapmanın en sevdiğim yanı zamanı istediğim gibi verimli kullanmama olanak sunmasıydı.

Operasyonun ikinci kanadı ise tekne dalışı . Sabah Otellerden dalıcılar transfer araçları ile toplanıyor ve iskelede buluşuyoruz. Sürat teknesi ile giderken değil ekipman hazırlamak konuşmak bile zor olduğu için beim tercihim dalıcılara iskelede ekipman kurmaları için zaman tanımak ve herkez hazır olduğunda Neopren Ceketlerini dağıtıp yola koyulmak . Yağmurluk ve ya Neopren ceket çok önemli çünkü ne zaman nerede yağmura yakalanacağımız belirsiz . Sürat teknesi ile yağmura yakalanmanın kötü yanı ıslanmak değil kesinlikle. O hızda giderken yağmur damlalarının kurşun gibi sizi vurması 🙂 Yol boyunca izleğimiz doğal güzelliklerden sonra dalış noktalarının olduğu alana ortalama Bir Saat içinde varıyoruz.Dalış Noktalarının bir çoğu navigasyon – yön bulma açısından kolay . Resifler çok büyük olduğu için bir dalışa bütün duvarı veya resifi bitirmek neredeyse imkansız . Tekne şamandıralardan birine bağlanıyor , dalıcılar suya atlıyor ve tekne ayrılıp alargaya çıkıyor ve bekliyor.Palau’da çapa atmanın çok ciddi bir cezası var . Bu sebeple eğer şamandıralar müsait değilse ya tekneler müsait olana kadar bekliyor ya da dalıcıları uygun bir konumda şamandıraya bağlanmadan suya indiriyor.

Yön bulmak kolay demişken size bir anımı daha anlatayım. Sanırım işe başlamamın ikinci haftası falandı.Aynı Dalış noktasına yapacağım ikinci dalış . Kaptana geçen sefer bağlandığımız şamandıraya bağlanabilirmiyiz diye sordum ; tamam dedi !! Çünkü o şamandıradan resifi daha kolay bulabilirdim . Bağlandık . Suya atladım . Dalıcılarım suya atladı. Hazırız . İşaretimi verdim alçalmaya başladık . Eyvah !! Burası tamamen farklı bir yer . Kaptanın neden pis pis sırıttığını anladım . İçgüdülerime dayanarak dalışa başladım . Gittiğim yeri bilmiyorum ama şanslıyım ki Palau’dayım. Heryer canlı , heryer mercan .Divemaster kursiyerim bilir , hep söylediğim Bir şey var.Eğer dalış yaparken kaybolursanız önemli olan şey dalıcıalrınızın ve sizin güvenliğiniz . Bunun dışında sakın panik yapıp kaybolduğnu belli etme eğer belli edersen grubunda kontrolunu kaybedersin. Kaybolsan bile sanki gitmek istediğin yer orasıymış gibi davran . Profesyonelliği kaybetme !! Ne demek kayboldum ? Palau ‘da yeni bir resif keşfetmek için yolumdan saptım sadece 🙂 Şanslıydım ki çok güzel bir dalış oldu

Yurtdışında farklı noktalarda çalışmanın , değişik yerlere dalışlar yapmanın farklı eğitmenlerle çalışmanın güzel yanı bize kattığı tecrübe . Her eğitmenin farklı bir tecrübesi var . Olaylara karşı farklı tepkileri ve kendine özgü bir eğitim tarzı var. Bunları gözlemleyip , elekten geçirip güzel olan yanlarını kendimize alabilmek inanılmaz bir tecrübe . Palau ile ilgili bahsetmek isteğimi son konu ise keşke bizimde ülkemizde olabilse dediğim bir şey . Ada’dan ayrılmadan son haftalarda Palau Mercan Resifleri Araştırma Merkezini ziyaret ettim . Ne tür çalışmalar yapıyorlar görmek istedim. Çok güzel karşıladılar . Etrafı gezdirdiler ve projelerini anlattılar.Yaptıkları şey çok basit . Okyanuslarını anlamaya çalışıyorlar . Onlar için ve Dünyamız için ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışıyorlar ve insanları bu konuda eğitmesi için , koruyucu kanunlar koyması için Devlete baskı kuruyorlar. Sonuç ; Birkaç örnek . Eğer Hükümet resiflerin turizm faaliyetlerinden dolayı zarar gördüğüne dair bir rapor alırsa resifler dalışa kapatılabiliyor . Eğer havalimanından çıkarken çantanızda mercan resifi taşıyorsanız 1.000 Dolar ‘a yakın bir cezayı ödemeyi göze almalısınız.Balıkçılık faaliyetleri kısıtlı ve sadece lokal balıkçılara açık .Yani yabancılara avcılık yasak . Belirli şartlar altında turistlik avcılık !! yapılabiliyor . Gezgit zamanları açığa çıkan resiflerin üzerinde yürümek 500 Dolar . Bunun hükümet için bir gelir kapısı olduğunu düşünebilirsiniz , katılıyorum ama unutmamak gerekir bu önlemler kesin olarak caydırıcı .Umarım bütün hükümetlet çok daha geç olmadan bu tip önlemler alır ve belki denizlerimizi okyanuslarımızı kurtarabilirz .

Umarım keyifli bir yazı olmuştur 🙂

Sorularınız önerileriniz için iletişime geçmekten çekinmeyin lütfen elimden geldiğince eğer cevap verebileceğim bir soru ise yardımcı olurum seve seve

Sağlıcakla Kalın ve Mümkünse Islak ve Tuzlu Kalın 🙂

Yazar

Yorum Yaz

Pin It