Merhaba arkadaşlar ,

Uzun zaman oldu ama arada boş durmadık 🙂 Bugün benim gerçekten favorilerim arasında yer alan Puerto Rico ‘ nun başkenti San Juan hakkında yazmak istiyorum. SanJuan’ın sualtı yaşamı çok cazip olmasada sokaklarında yürümek , özellikle eski şehir merkezinde biryere oturup saatlerce gelen geçeni izlemek çok keyifli .

SanJuan , Puerto Rico ‘ nun başkenti ve en büyük şehri . Adanın kuzey bölgesinde bulunuyor ve Atlantik okyanusuna kıyısı var .Keşfedilmesi ve bilinen tarihi 500 yıl kadar gerilere dayanıyor. Neredeyse bütün Karayipler gibi Puerto Rico’nun kaderinde de Kaptan Christopher Colombus tarafından keşfedilmek varmış.1493 yılında Karayiplere ikinci seferini yaptığı sıralarda Colombus bu adayı keşfetmiş ve ‘San Juan Bautista ‘ adını vermiş . Tabi ada bu isimle sadece kısa bir süre anılmış .İspanya tarafından atanan adanın ilk valisi ‘Juan Ponce de Leon’ Caparra bölgesinde halihazırda bir yerleşim düzeni bulunca işler biraz değişiyor. Bölge uzun bir süre İspanya’nın askeri üssü olarak kullanılıyor ve bu sırada bu yerleşim adanın kuzeyine bugün Eski SanJuan olarak bilinen bölgeye taşınıyor. Adanın ismi de Zengin Liman anlamına gelen Puerto Rico olarak değiştiriliyor. Çok fazla tarihe gömülmeden özellikle 16 ve 17. yy larda ada Avrupa ülkelerinin çekişmelerine sahne oluyor ve sanki bir kurtuluşmuş gibi 1898 yılında Amerika Bayrağını göğe çekiyor . Bu kadar özgün , kendine has bir tarihi olan bir ülkenin kabul etmeselerde modern sömürü ülkesi olması benim için çok üzücüydü . Gösteriş meraklısı zengin Amerikalıların Puerto Rico’yu arka bahçeleri gibi kullanmalarından kaynaklı oluşan izler dışında ülke içinde gezerken Amerika toprağında olduğunuzu çok fazla hissetmiyorsunuz fakat keşke bağımsız olsalarmış demeden de olmuyor.

Bizim SanJuan ile olan hikayemizde dalış merkezi olarak faaliyet yürüttüğümüz limanlardan biri olması . Fakat baştada söylediğim gibi SanJuan da dalış mı yaparsın yoksa sokaklarda mı gezersin deseler suya ayağımı bile sokmam : ) Şuana kadar gezdiğim Karayip ülkelerinde yapılaşma ve kültür olarak çok benzerlikler gördüm fakat Puerto Riko kendine has dokusu ile diğerlerinden ayrılıyor . Dalış anlamında kıyaslamam gerekirse görüş genel olarak pek iç açıcı değil . Bu sebeple Adayı keşfetmek hep daha cazip geldi çoğu zaman dalıştan fırsat bulamasakta . Dalış merkezimizin fotoğraflarınıda şöyle aşağıya bırakalım 🙂

Puerto Riko’nun geliri sadece Turizm’e dayanmıyor  .Aslında ekonomik olarak dışardan bakılınca Karayiplere göre iyi durumdalar ve diğer Karayip ülkeleri gibi pahalı bir ülke . Ama gerçek öyle değil . Çok yakın zamanda 2017 de iflasını açıklamak üzereyken Amerika tarafından kurtarılan bir ülke . Hatta Amerika bunu fırsat bilip Puerto Riko’yu iç işlerini yönetmekte başarısızlıkla suçlayıp eyaletlerinden biri olarak tanımlamayı gündeme getirdi. . Bence biraz okuyunca ekonomik krizin sebebi de ABD olmuştur . Ülkeyi sürekli olarak politik çıkmazların içinde bırakarak türlü oyunlar oynamaktadır . Puerto Rikolular akıcı olarak 2 dil konuşmaktadır . İspanyolca ve İngilizce . Günlük hayatlarında öncelikli dilleri İspanyolcadır.

Eski SanJuan’ın neredeyse tamamı fotoğrafta gördüğünüz mavi taşlarla kaplı fakat bu taşların orjinali mavi değil aslında . İspanyadan gemiler ilegetirilen bu taşlar taşıdıkları bir mineral sonucu zaman içerisinde bu rengi alıyormuş. Bugün UNESCO tarafından koruma altında olan bu sokakların her köşesi ayrı bir güzellik barındırıyor.

Orjinal adı La Casa Estrecha yani Dar Ev anlamına gelen fotoğrafta gördüğünüz sarı yapı dünyanın en dar evi olarak biliniyor . İnanması zor içinde yemek odası , yatak odası , mutfak ve banyo varmış. Ben gittiğimde maalesef kapalıydı fakat doğru zamanda giderseniz içerisini gezme imkanınız var .

Sokaklarda gezerken köşe başlarında kendi müziğini yapan sokak sanatçılarına rastlamak mümkün . Özellikle bizim orda olduğumuz bir dönemde 1 hafta süren protestolar yapıldı ve bu süreçte sokaklar bir çok sanatçı ile doluydu . Genel olarak yerel müzikleri tercih ediyorlar ve Karayip etkisi olarak Reggae müzik dinleyenlerde çoğunlukta . Bunun yanında sokaklarda heryerde olduğu gibi apaçi bir ergen kitlesi de mevcut tabi .

Sokaklar arasında gezerken alışveriş yapacağınız ve yemek yiyeceğiniz bir sürü dükkan bulmak mümkün.Bence SanJuan’a yolunuz düşerse sokaklarda gezdikten sonra bir yere oturup bir kahve ısmarlayıp sadece çevreyi gözlemleyin .İnsanların sakinliği ve güleryüzlüğü size iyi gelecek ve günün yorgunluğunu emin olun unutacaksınız . Sanjuan’a gelip bir Mofongo yemeden ayrılmayın derim . Tavuk , yeşillikler , sarımsak , muz ne varsa içine koymuşlar gibi fakat lezzetli bir yemek .

Tabi bunun yanında birkaç birşey daha geliyor buraya fotoğraf koymak istemedim . Benim bununla doymam mümkün olmayacağı için yolda gözüme kestirdiğim bir Türk Lokantasına doğru yollandım . Normal şartlarda çok fazla Türk lokantası aramam gittiğim yerlerde fakat bu sefer uzun süredir bir kebabçı görmek istiyordum fakat daha kapının girişinde menüde gözlemeye 16 dolar yazıldığını görünce bir anda tıka basa doyduğumu hissettim ve olay mahallini terkettik 🙂

Buraya kadar gelmişken El Yunque Yağmur ormanlarını da görmeden olmaz dedik . SanJuandan yapacağınız yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğu sonucunda yağmur ormanlarına varıyorsunuz . Yolda giderken geçtiğiniz köyler ve ufak kasabalar aslında gerçek dokuyu bize gösteriyor . Yağmur ormanı çok büyük fakat biz sadece belirli bir bölümünü gezdik . Arkadaşlarım mutlaka şemsiye almam gerektiğini çünkü yağmurların bir anda başlayıp çok sert yağabildiğini söylemişlerdi . Bende şeker değiliz ya erimeyiz mantığı ile şemsiye falan almadım tabii hatta yağmurluk bile almadım . Sonuç olarak dalışa gitsem daha az ıslanırdım diyebilirim.

Yukarıdaki mağara Window Cave içerisi oldukça küçük fakat bütün Rio Grande de Arecibo vadisini görme imkanınız oluyor .Bu mağara bana Platon’un mağarasını çokta hatırlatmıştı . Bugünün yazısını Platon’un mağara metaforu ile bitirip size veda ediyorum .

Kısaca durum şu. İnsanları sadece duvara bakabilecek şekilde yıllarca mağarada zincirliyorlar ve sadece içeri yansıyan gölgeleri görerek yaşıyorlar. Tek gerçekliğin arada bir duydukları sesler ve gölgeler olduğunu düşünüyorlar.Bir ara zincirleri gevşeten bir kaç kişi sonunda kurtuluyor. Mağarada olduklarını anlıyor ve dışarıdaki “güneş” e bakınca gözleri kamaşıyor. Her şeyin sadece gösterilen kadar olmadığının ayırdına varıyor.Ne yazık ki bir çoğu bu özgürlüğü nasıl yaşamaları gerektiğini bilmediği için mağara duvarına geri dönüyor ..

Kolay olanın doğru olduğuna inanmak, onu doğru yaşam şekli yapmaz. Her gün aynı şey oluyor ama durup gün batımını en son ne zaman izlediniz? Yoksa her dakika gibi sadece geçti mi bugün de siz mağaranın duvarına bakarken?

 

Umarım keyif almışsınızdır . Bir sonraki seyahatte görüşmek üzere ..

Sağlıcakla Kalın

Yazar

1 Yorum Var

  1. Nilgün Şehnaz Çakırcılı Reply

    Bir nefeste okudum. Çok güzel ve nefis bir anlatım. Sanki o mavi taşlı sokakta yürüdüm. 🥰
    Biraz daha fotoğraf olmalıydı. Ayrıca fotoğrafların altında neresi olduğu belirtilmeliydi.
    Çok keyif alarak okudum.
    Yüreğinize ve kaleminize sağlık.

Yorum Yaz

Pin It