Batık dalışları herzaman bütün ve dalgıçların ilgisini çekmiştir. Özelliklede hikayesi olan tarihsel batıklar.Çünkü doğal yollarla yani savaşlar , kazalar , fırtına vs sebebi ile batmış batıklar olduğu gibi birde yapay resif projeleri kapsamında insan eli ile batırılmış batıklarda mevcut.Genelde TSK gibi kurumlardan hibe veya bağış ile STK lar tarafından satın alınan ve genellikle bir ön çalışma yapılarak geminin ya da uçağın  batırılacağı en doğru nokta tespit edilip indirilen batıklardır . Genellikle kısmına vurgu yapmak isterim yapay resif projeleri de ikiye ayrılır . Yapay Resifler ve Çöpler !! Bu tip projelerde iç sesimizi dinlemek yerine bilime kulak vermeyi tavsiye ederim .

Bir de Doğal Batıklarımız var ki özellikle hikayesini dinledikten sonra dalış yapmak değişik duygular uyandırabilir . Sizi tarihte bir seyahate çıkartabilir. Bu yazıda da benim şu ana kadar daldığım batıklar arasında belki de en sevdiğim diyebileceğim Mısırda Kızıldenizde yatan SS Thistlegorm .

Güne Sharm El Sheik`ka kaldığımız otelde henüz sabahın körü diyebileceğimiz güneşin bile daha yüzünü göstermediği saatlerde başlıyoruz .Yolumuz uzun . Önce bir araç ile tekneye bineceğimiz şehrin dışındaki limana doğru koyulduk . Limana vardığımızda artık güneş doğmuş ve hava hızlı bir şekilde ısınmaya başlamıştı. Şimdi uzunca bir tekne yolculuğumuz var . Yaklaşık 3.5 -4 saat sürecek olan seyir sırasında dalıcıların çoğu uyumak için gözüne kestirdiği yerlerde uykusuna kaldığı yerden devam etmeye başladı bile . Bizde kahvelerimizle manzaranın ve muhabbetin tadını çıkartmaya başladık .

SS Thistlegorm batığı Süveyş kanalının girişinde ve orta suda yer alıyor. Biz açıldıkça havada normal olarak sertleşmeye başladı. Yol boyunca manzara inanılmaz. Sadece bedevilerin yaşadığı çöller , tek bir ağaç olmayan toprak parçaları . İnsan düşünüyor nasıl yaşanır buralarda . Ayrı bir marifet gerektiriyor .Batığa yaklaştıkça tekne personeli yavaş yavaş uyuyanları kahvaltı için uyandırmaya başladı . Kahvaltı sonrası dalış brifingi . Planımız batığa 2 dalış yapmak . İlk dalış batığın içine girmeden dışarısından incelemek . İkinci dalış ise batığın içine yapılacak .

 

SS Thistlegorm Gemisi Silahla Donatılmış yük gemisi olarak 1940 yılında İngiltere`de Joseph Thompson tarafından inşaa edilmiş .Geminin inşaası özel şirket tarafından tamamlansa da bir kısmı devlet tarafından finanse edilmiş .Aslında bu modelde ki tek gemi değil Thistlegorm . 1901 yılında kurulan Albyn Şirketinin 1901 – 1960 yılları arasında Thistlegorm benzeri 18 adet gemisi daha varmış .Geminin toplam maliyeti 115.000 pound ve ağırlığı 4.900 ton . Hızı rahatlıkla 10 knot a kadar çıkabiliyormuş .

Gemiyi tanımlarken silahla donatılmış dedim ama savaş gemisi tarzı bir donanım beklemeyin . Birinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan 120mm lik uçaksavarlar ve birkaç top . Dediklerine göre onlarda denemeler sırasında hasar almışlar .

Geminin inşaası tamamlandıktan sonra 3 başarılı sefer yapmış . İlk seferi demir yolları malzemesi taşımak amacıyla Amerikaya . İkinci seferinde Arjantine Tahıl götürmüş .Ve üçüncü seferi de Hint adalarına Rum nakliyesi amacı ile .Son seferine çıkmadan öncede Glasgowda bakıma alınmış . 2 Haziran 1941 tarihinde Glasgowdan Mısır`a doğru yola çıkmak üzere 42  Denizci ile beraber demir almış .

Dalış yerine vardığımızda hava biraz sertti . Yüzeyde fazla vakit harcamadan kılavuz ipi yardımı ile alçalmaya başladık . Batık bugün 30m derinlikte yatıyor . Üstü mercanlarla kaplanmış . Görüş çok iyi değildi ama batığın bulunduğu konum gereği zaten mükemmel bir görüşte beklemiyorduk..Çevremizde balıklar ve rengarenk mercanlar olsa da asıl Thistlegorm yatıyor önümüzde .

Fotoğrafta son kez demirini attığı pozisyonuyla kalmış olan  geminin ırgatı . Yani geminin demirinin atılıp – çekilmesinde kullanılan bir nevi makara .SS Thistlegorm en savunmaz olduğu kendini güvende hissettiği demir atmış haldeyken batılmış . Zaten bir savaş gemisi olmadığı için denizcilerin genel olarak bir saldırı beklediğini de düşünmüyorum .

Geminin uzunluğu 126 metre olunca incelemek için çok detay buluyoruz .Darbe aldığı ambar , dev pervanesi ve zincirler …Derken bir de kaplumbağamız oluyor .

İlk dalışı bitirdik ama herkesin aklı ikincide . Çünkü bu sefer batığın içerisine gireceğiz .Geminin yük taşımak amaçlı İngiltereden Mısıra doğru yola çıktığını söylemiştim. Taşıdığı yükler arasında Leyland Albion Kamyonetler , Morris marka ticari kamyonlar , Askeri Tank , yaklaşık 100 adet Norton 16H ve BSA M20 model motorbisiklet , makinalı tüfekler , İletişim amaçlı radyo ekipmanları , Wellington Marka Çizmeler , Uçak yedek parçaları , tren vagonları ve 2 adet LMS Stainer Class 8F lokomatif bulunmaktaydı .

Bu yükleri iki farklı adrese teslim etmekle görevlendirilmişti . Lokomatifler ve Su ikmal Malzemeleri Mısır Milli Demiryolları için , kargonun geri kalanı ise Western Desert Force yani Mısırda ikinci dünya savaşı boyunca faaliyet gösteren aktif bir İngiliz ordusu için . Bu ordu daha sonraları Birleşik orduya katılmış zaten .

Batığın içindeki kargoların büyük kısmı hala içeride duruyor . Kamyonetlerin sadece iki tanesinin direksiyonu yerindeymiş maalesef diğerleri şuan birilerinin evinde süs eşyası .Wellington marka Çizmeler için hepsinin sadece sağ ayak için olduğu iddia edilsede doğru olmadığı ve sol ayaklarında olduğu ortaya çıkmış .

Aşağıda  gemide taşınan dikkat çeken araçların görüntülerini de buldum karşılaştırma yapmak isteyenler için .

Eylül ayının sonlarında doğru Alman ordusu Mısıra ek askeri destek geldiğine dair bir istihbarat alır ve Kıbrıs ta bulunan Heinkel HE 111 Modeli uçaklara geldiğini düşündükleri gemileri bulmaları ve yok etmeleri görevi verilir .Bütün bunlar olurken de SS Thistlegorm şuan bulunduğu yerde demirlemiş olarak daha güvenli olabilecek yeni rotası için emirleri bekliyormuş . Alman uçakları aradıkları donanmayı bulamamış ama 6 Ekim sabaha karşı 01.30 sularında SS Thistegorma denk gelmiş ve 2 adet bomba sallamış .

Böyle yazmak kolay ama bakın sağ kalan denizciler neler hissetmişler ;

Glyn Owen – ….. İkinci geçişlerinde üzerimize dalış yapan uçağın sesini duyduğumda kendimi hamağımdan güverteye attım ve bir vincin arkasına saklandığımı hatırlıyorum . Ard arda gelen iki patlamanın yarattığı alev topları başımın üzerindeki hamağıda içine almıştı …

Angus Mcleay …. Suya atlamak için koştum ama elimin altındaki küpeşte demiri sıcaktan neredeyse kıpkırmızıydı.Tam atlamak üzereyken arkama baktım ve makinalı tüfek operatörünün güvertenin öte yanında yerde süründüğünü farkettim.Güvertenin üzeri cam kırıkları ile doluydu .Ona doğru koştum .Yaralıyı taşımadan önce ayaklarımdan cam kırıklarını temizlemem gerekti ….

Yangın çok hızlı ilerlemiş ve cephaneliklere ulaşması ile beraber patlama gerçekleşmiş .Yakınlarda bulunan ve olaya tanıklık eden HMS Charlisle gemisindekilere göre Thistlegorm 1 birkaç dakika içerisinde sulara gömülmüş. Peki Alman istihbaratı yanlışmıydı . Hayır . Aradıkları gemi Kuzey Afrikaya 1200 asker taşıyan Queen Mary gemisiydi . Alman uçakları Thistlegorm`u batırınca görevi tamamladıklarını düşünüp geri döndüler .Geminin Kaptanı kurtulanlar arasında fakat 9 denizci bu saldırıda hayatını kaybetti . 9 denizcinin 5 tanesi Asker ve 4 tanesi gemi personeli . Bir diğer yorum bu 9 İnsanın ölümünün Queen Mary de bulunan 1200 kişiyi kurtardığı yönünde . Çünkü Alman uçakları aramayı bırakıp geri dönmüşler . Fakat sonuçta savaşta kazanan yoktur sadece hayatını kaybeden canlar vardır . 9 kişinin hayatı 1200 kişiden daha mı değersiz di ? Hepimiz sadece birer sayıdan mı ibaretiz ?

Hayatta kalanlar HMS Carlisle gemisi tarafından kurtarılmış.Kargonun büyük kısmı olduğu gibi duruyor . Ya da biz öyle biliyoruz .

Bu batığın birde gizemli yönleri var . Jacques Cousteau yani Kaptan Cousteau ve ekibi bu batığı aramaya başlıyor .1948 yılına yerel balıkçılardan topladığı bilgilerle batığı buluyor . Fakat nedense batığı bulduğunu ilk seferde saklamış . Bu çok şaşırtıcı değil mantıklı açıklaması mutlaka vardır sonuçta askeri malzemeler taşıyormuş .Gemiden o tarihte bir adet motorsiklet – Geminin Çan`ı ve kaptanın seyir defterinin de olduğu kasayı yani kara kutuyu çıkartmış . Kaptanın gemiyi bulduğunu kamuoyuna açıklaması ise Şubat 1956 National Geographic` e verdiği makale .Batık bulunduğu zaman geminin direği kısmen suyun dışında yüzeydeymiş ve iddialara  göre Kaptan Cousteau batığın bulunmasını istememiş olucaktı direği suyun dibine yollamış . Ayrıca yaptığı bütün seferleri detaylı şekilde kaydeden Kaptan Cousteau Thistlegorm un koordinatlarını ve konumunu işlemeyi atlamış ve Thistlegorm tekrardan kayıplara karışmış . Batık çalışmalar sonucu ileri bir tarihte tekrardan bulunmuş ve 1990 larda dalış turizmine açılmış .

Merak edilen başka bir konu ise geminin kargo yükünün ambarlara dağıtılması .Yine söylentilere göre ambarlardan biri boşmuş fakat açık denizlerde bu kadar ağır yük taşıyan bir geminin yükünü dağıtmak yerine ambarlarından birini boş bırakması pek mantıklı gelmiyor . Belki de boş değildi ? Kaptan Cousteau ile beraber sır olarak gittiler .

SS Thistlegorm dalış yaptığım batıklar arasında benim için en akılda kalanı oldu . Dalışlarımızı yaptıktan sonra bu sefer tatlı bir yorgunluk ile dönüş yoluna koyulduk . Eğer batıkla ile ilgili hazırladığımız videoyu da izlemek isterseniz linki buraya bırakıyorum BeeDivers Diving Youtube

Umarım yararlı bir yazı olmuştur . Teşekkür ederim

 

Yorum Yaz

Pin It